DERGİİ

2007 YILINDAN 200 YAZI SİZLER İÇİN BURADA...

Soru şu : Blog aleminde; adımızı, yaşımızı, cinsiyetimizi, kişiliğimizi ve yaşadıklarımızı GERÇEĞE AYKIRI biçimde yansıtırsak, blogumuzu takip eden ve yazdıklarımızı okuyan kişileri KANDIRMIŞ, ALDATMIŞ olur muyuz?

 

Bu sorunun cevabını vermeye çalışacağım.

 

Geçen ay, bir arkadaşla MSN'de blog alemi üzerine bir sohbetim olmuştu. Bu arkadaşa (X) diyeyim de, ifade etmek kolay olsun. (X) dedi ki, "blog aleminde çok kişi, aslında olmadığı bir kimliği ve kişiliği aktarıyor, mış gibi yapıyor, başkalarını kandırıyor, o yüzden blog tutmaktan vazgeçtim". "Sanal alem, yalan alem" demeye getirdi kısacası. Kendisine "kimmiş bu maskeli blogcular?" diye soru sordum. Cevap: "(Y) mesela. Aslında hiç yazdığı gibi biri değil. Adı da, yaşı da gerçek değil. Blogunda anlattıkları da yalan. Blogunda anlattığı gibi bir hayatı yaşamıyor." Bu yargısına nasıl ulaştığını sordum. Bir bir anlattı. (Y) benim de tanıdığım, blogunu çok sıkı olmamakla birlikte takip ettiğim, yorumlaştığım, hatta MSN'de birkaç defa sohbet ettiğim, mailleştiğim bir blogcu arkadaş. Saf bir insan olduğum için yazılanlar yalan mı doğru mu diye düşünmem. O yüzden (Y)'den hiç şüphelenmemiştim. Hatta blogunu, özgün ve neşeli bulduğum için seviyordum da.

 

(Y)'nin olmayan bir kimliği ve kişiliği blogunda aktardığını öğrenince, önce şaşırdım ama hemen sonra tebessüm etmeye başladım. Kendimi aldatılmış, kandırılmış gibi hissetmedim. (Y)'ye karşı içimde en ufak bir kızgınlık bile hüküm sürmedi. Hatta içimden "aferin be, helal olsun" bile dediğim oldu. Aylarca, olmayan bir kimlik ve kişiliği BAŞARIYLA sürdürdüğü için, kendisini gıyabında tebrik ettim. Demek ki, yaratıcı, sanatçı ruhlu bir insanmış.

 

Ama şu da var. Biraz da şizofrenik bir tutum bu. Hastalıklı bir ruh yapısına ya da daha iyimser bir ifadeyle oturmamış bir kişiliğe sahip olduğunu gösteriyor. Gerçek kimlik ve kişiliği ile blogunda aktardığı kimlik ve kişiliği arasında bocalama yaşaması, bunun sonucunda gerçekle gerçek olmayanı (sanalı değil) tamamen birbirine karıştırması söz konusu olabilir ki, eğer böyleyse, bu noktada ciddi psikolojik yardım alması gerekir. Aksi halde, ne yaptığının, ne ettiğinin bilincinde olarak, bir tür "oyun" nazarıyla meseleye yaklaşıyorsa kendisi açısından sorun yok. Eğlensin eğlenebildiği kadar.

 

Sanal ortam ve özellikle blog ortamı, "kendimizi istediğimiz gibi ifade edebildiğimiz" özgür bir platform. Burada ister gerçeğe uygun (neysek o yani) bir profilden kendimizi ifade ederiz; isterse olmak istediğimiz, olmayı hayal ettiğimiz (ama çeşitli nedenlerle olamadığımız) bir kişiliği yansıtırız. Başkasının özgürlük alanına müdahale edilmedikçe, başkasının kişilik haklarına zarar verilmedikçe, sanal ortamda ve özellikle blog ortamında gerçeğe aykırı bir kişilik ve kimlik sunumunda olanları "yadırgamadığımı" söylemek istiyorum. Hayat ve toplum şartları biz insanları zaten yeterince olmak istemediğimiz bir kimliği olmaya zorluyor. Eğer, sanal ortam, aslında olmak istediğimiz ama parasızlıktan, yeteneksizlikten, tembellikten, imkansızlıktan ötürü olamadığımız kişiliği ve kimliği edinmemizi kısa yoldan sağlıyorsa, mış gibi yapmanın sakıncası yoktur diye düşünüyorum.

 

Özetle (Y)'ye kızmadım. Beni ve pek çok blogcuyu aylarca kandırmasına rağmen, kendisine kızmadım. Blog işine hep bir keyif gözüyle baktığım için ona kızmak içimden gelmedi. Sonuçta, olmak istediği kişiliğe bürünmüş birkaç ay. Bu kadar. Şüphesiz, net ortamında, gerçeğe aykırı bilgi veren ne ilk ne de son kişi o.

 

Bu noktada, gerçeğe aykırı profil beyanına prim vermem nedeniyle, benim de blogumda kendimi gerçeğe aykırı ifade ettiğim düşünülmesin sakın. Bir yıla yakın zamandır sürdürdüğüm blog işinde, kendimi hep olduğum gibi sunmaya gayret ettim. Bu hususta fazlasıyla açıksözlü ve dobra olduğumu düşündüğüm, yahu bu kadarına da ne gerek var dediğim anlar da oldu. Yine de, kendimi yalın ve çıplak sunmaktan geri adım atmadım. Kısacası; yaşım, işim, ismim, cinsiyetim, aile hayatım, fikirlerim, kişiliğim, özetle kimliğim, aynen blogumda yansıttığım gibidir. Eksiğim olabilir ama yalanım, yanlışım yoktur.

 

Önceki yıllarda müstear isimle hatta isimlerle sitelerde yazı yazmışlığım olmuştur. Müstear isimle yorum yazdığım da olmuştur. Buna neden gerek gördüğümü tam da bilemiyorum. Galiba sebebi psikolojik. Gizli olmak, gizemli kalmak arzusu da var işin içinde; yazdıklarımın sorumluluğundan kaçma isteği de. Belki de, daha rahat yazabilme, daha rahat kendini ifade edebilme düşüncesinden kaynaklanan bir durum.

 

Blog tutmaya başlayınca müstear isim kullanmaya gerek görmedim. Blogumda yayınladığım yazılardan kaydadeğer olanlarını www.siyahkahve.com sitesine gönderdim ve gerçek adımla yayınlattım. Şunu gördüm ki, gerçek isim kullanılarak bir yazıyı yayınlatmak, müstear isimle yazı yayınlatmaktan on kat daha fazla haz veriyor insana. Keşke, net ortamında yayınlattığım önceki yazılarımda da gerçek ismimi kullansaydım.

 

Lafı uzatmadan, bu yazının konusu olan ana soruya dönerek meseleyi baÄŸlayayım…

 

Blog aleminde; adını, yaşını, cinsiyetini, kişiliğini ve yaşadıklarını GERÇEĞE AYKIRI biçimde yansıtanları yadırgamadığımı belirtmek isterim. Olmak istediği ama türlü nedenlerle olamadığı bir kişiliği ve kimliği yansıtma ihtiyacı, kişileri gerçeğe aykırı profil takdim etmeye sevk edebilir. Bu ihtiyacı anladığımı ve bu nedenle kandırılmaya hoşgörüyle yaklaştığımı ifade etmek isterim.

 

Peki sorun ne? Sorun, bu kişilerin YETENEKLİ BAY RİPLEY mi, yoksa FAHİM BEY mi olduklarıdır.

 

FAHİM BEY gibi olacaklarsa, diledikleri kılığa girsinler, diledikleri kadar mış gibi yapsınlar, varsa zararı kendilerinedir yaptıkları fiillerin. Ki, hepimiz bir parça Fahim Bey değil miyiz? Hepimiz bir parça, kendi içimizde kurduğumuz dışarıya kapalı hayal aleminde yaşamıyor muyuz?

 

Fakat, YETENEKLİ BAY RİPLEY gibi olacaklarsa, başka hayatlara müdahale edeceklerse, başkalarına "zarar" vereceklerse buna rızam yoktur elbette. Başka kılığa girmek, başkası gibi olmak, başkasının yerine geçmek; ancak o başkasına zarar verilmediği sürece hoş karşılanabilir. Sırf, diğer blogcularla alay etmek için, dalga geçmek için, olmayan bir hayat, olmayan bir kişilik aktarılıyorsa, elbette bu hiç de hoş değildir, hoş karşılanacak bir tutum da değildir.

 

Bilmem anlatabildim mi?

 

Yazan:Butterflyvalley

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır